Bu kitap, tam da burada bu amaçla yazılıyor. Kalıplara sokulan, şımarık zengin kız imajını delmek amacıyla yazdığını belirten yazar hanım, bizzat söylüyor. Kuruluş devrinden (tarihi geri henüz çeviremediğimiz için) uzaklaşırken, hatıralar toplumsal hafızadan yavaş yavaş silinirken, böylesine bir biyografi ile karşılaşmak okuru mutlu ediyor. Olayları, yaşamış kimsenin (kimselerin) hayatta olmadığı dönemlerde tarih yazıcılığının yapması gerektiği şekilde bir inceleme yapmış olan Çalışlar, pek kimsenin değinmediği evlilik öncesi devrini de irdeliyor Latife Hanım'ın. Mustafa Kemal Paşa'nın hayranlığına mazhar olan bilgili ve kültürlü olması ile ön plana çıkan merhum Uşakizade, arka planda yaşanmışlıklarının bir kısmını en yakın çevresine, diğerlerini de uzun müddet sonra açılması üzere TTK’ya bağışlamıştır. Biyograf hanım da tam burada devreye giriyor ve tüm Latife adının geçtiği yerli ve yabancı basılmış metinlerden bir kitap oluşturuyor. Daha önce yazılmış biyografi ve otobiyografi ile dikkatle tarayan yazar, bununla da yetinmeyip hayattaki akrabalarının röportajlarıyla da kendi derlemesini zenginleştiriyor. Armstrong ve Rıza Nur gibi el yakan kitaplara temas ediyor, isabetli eleştiriler sunuyor okuruna.
En fazla yakın temasta olduğu kitaplar ise elbette öncesinde yazılmış olan Latife Hanım biyografileri. Bu biyografinin yazarı, Atatürk'e hakaret suçlamasıyla yargılanıyor veya beraat ediyor. Her kesimden insanın faydalanacağı anekdotlar ihtiva eden kitabın en fazla Atatürkçüler tarafından benimsenmiş olması da ayrı bir tezadı bize gösteriyor.
-Mukbil Terzi (Mayıs, 2018)
